Background

RAMAZAN AYINDA DOĞRU BESLENME




Müslümanların 11 ayın sultanı olarak kabul ettikleri ramazan ayında oruç tutan insanların yeterli ve dengeli beslenmeleri çok önemlidir. Ramazan ayı boyunca sahurdan iftara kadar uzun bir süre açlık dönemi yaşandığı için insanlar kendini ödüllendirmek istemektedir. Bunun sonucunda ülkemizde yapılan bir çalışma da iftar sofrasında bir bireye yetecek yiyeceğin 2 -3 katından fazlası bulunduğu tespit edilmiştir. Ramazan ayında uzun süre aç kalınması (özellikle sahura kalkmayan kişilerde) vücudumuzda birtakım fizyolojik değişikliklere neden olmaktadır. Uzun süre aç kalınması kan şekerinin düşmesine, midede yanma, baş dönmesi, halsizlik, düşük tansiyona, sürekli üşümeye, kilo alımına neden olabilir. Şeker hastalığı olanlar, gebe ve emzikliler, çok yaşlı ve hasta olanlar, ağır kalp ve böbrek hastalığı olanlar, hipertansiyon hastaları ve kronik bir hastalığı olan kişiler doktorlarına ve diyetisyenlerine danışmadan kesinlikle oruç tutmamalılardır. Bu tür rahatsızlığı olan bireylerin oruç tutmaları sağlıkları açısından riskli olabilir. Ramazan ayında yapılan en önemli beslenme hataları oruç tutan kişilerin beslenme düzenini iki öğüne indirmesi ve özellikle hamur işleri, kızartmalar, tatlılar, pide, pilav ve makarna tüketiminin artması yer almaktadır. Oysa oruç tutarken yeterli ve dengeli beslenmenin sağlanması esas olmalıdır. Özellikle kızartmalardan, hamur işlerinden, aşırı şeker ve yağ içeren besinlerden uzak durmanız, gece oluşabilecek hazımsızlıklara, mide yanmalarına ve kilo problemlerine karşı sizi koruyacaktır. Yeterli ve dengeli beslenmenin ramazan ayında da sürdürülebilmesi için günün oruç tutulmayan bölümünde en az üç öğünü tamamlamak ve sahur öğününü atlamamak gerekir. Öğünler sahur ve iftar olmak üzere iki ana ve iftardan sonra 1-1.5 saat aralıklarla iki ara olarak düzenlenmelidir. Sahurda sadece su içerek niyetlenmenin zararlı olduğu unutulmamalıdır. Bu durumun aksine eğer sahur öğünü, ağır yemeklerden oluşursa gece metabolizma hızı düştüğü için yemeklerin yağa dönüşme hızı ve kilo alma riski artmaktadır. Sahur yemeğinde süt, yoğurt, peynir, yumurta, menemen çavdar veya tam buğday ekmeği, meyveler, ölçülü miktarda ceviz yada badem gibi besinlerden oluşan bir kahvaltı yapılmalı ya da çorba, zeytinyağlı yemekler, sebze yemekleri, yoğurt, meyve, çavdar veya tam buğday ekmeği gibi besinlerden oluşan hafif bir öğün şeklinde de tüketebilirsiniz. İftarda ise 2-3 tane hurma ile yemeğe başlanıp, çorba içildikten sonra 15 dakika dinlenip daha sonra ana yemeğe geçilmelidir. Yine enerji veren ve açlık kan şekerini dengeli bir biçimde yükselten besinler (beyaz ekmek, pirinç pilavı gibi glisemik indeksi yüksek olan gıdalar yerine bulgur pilavı, kepekli ekmek veya kepekli makarna gibi posalı besinler) tercih edilmelidir. Gün boyunca vücudumuz susuz kaldığı için iftardan sahura kadar olan sürede 1,5- 2 litre su mutlaka tüketilmelidir. İftarda şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar ya da meyve tatlıları yemekten 30 dakika sonra tüketilmelidir. Meyveleri kiloyla değil adet adet tüketmeliyiz. Yemekleri hızlı yemekten kaçınmalı, yavaş ve iyice çiğneyerek yenmelidir. Beslenme düzenindeki değişikliklere bağlı olarak oluşabilecek kabızlığı önlemek için, yemeklerde lif oranı yüksek gıdalar (kurubaklagiller, kepekli tahıllar, sebzeler) ve ara öğünlerde de taze kabuklu meyve ve kuru meyveler, ceviz, fındık, badem gibi kuru yemişler tercih edilmelidir. İftar yemeğinden hemen sonra televizyon veya bilgisayar karşısına geçmek, koltukta dinlenmek yerine biraz hareket etmek, kısa mesafeli yürüyüşler yapmak sindirime yardımcı olması açısından yararlı olacaktır. İftardan sahura kadar olan sürede metabolizmanın hızlanması için 2 fincan yeşil çay, sindirim sorunları ve oluşan ödemi atmak içinde 1 tane rezene çayı tüketimine özen gösterilmelidir. İftarda yemekle birlikte tüketilen çay, kahve demir emilimini azalttığı için iftardan 1 saat sonra açık çayınızı ya da kahvenizi tüketebilirsiniz.
Sağlıklı, huzurlu, mutlu ramazanlar dilerim.
 
UZM. DYT. TUĞÇE KARADUMAN
 
Tasarım ve Yazılım: Rizedeyiz Bilgi İşlem